Ahmet arif diyarbakır kalesi

Ahmet Arif'in Diyarbakır Kalesi'ne dair şiirleri, bu tarihi yapının derin anlamını ve kültürel önemini vurgularken, aynı zamanda edebiyatın gücünü de gözler önüne seriyor. Diyarbakır'ın zengin geçmişinde kaybolmuş hikayeleri, Ahmet Arif'in kaleminden hayat buluyor.

Kalesi • 09.09.2026 • 2 dk okuma

Ahmet arif diyarbakır kalesi

Ahmet Arif, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak, Diyarbakır Kalesi'ne olan derin sevgisini şiirlerine yansıtmıştır. Bu kale, yalnızca bir yapıt değil, aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan ve birçok hikaye barındıran bir simgedir. Ahmet Arif'in kaleminden dökülen kelimeler, bu tarihi mekânın ruhunu ve duygusunu okuyuculara aktarmaktadır. Şiirlerinde kullandığı güçlü imgeler, Diyarbakır Kalesi'nin hem fiziksel hem de duygusal boyutlarını keşfetmemizi sağlar.

Ahmet Arif'in Diyarbakır Kalesi ile ilgili iki şiiri bulunmaktadır:

  1. "Diyarbekir Kalesinden Notlar":

"Varamaz elim Ayvasına, narına can dayanamazken, Kırar boynumu yürürüm. Kurdun, kuşun bileceği hal değil, Sormayın hiç Laaaaal... Kara ferman çıkadursun yollara, Yarin bahçesi tarumar, Kan eder perçem Olancası bir tutam can, Kadasına, belasına sunduğum, Ben öleydim loooy... Elim boş, Ayağım pusu. Bir ben bileceğim oysa Ne afat sevdim. Bir de ağzı var dili yok Diyarbekir Kalesi...".

  1. "Adiloş Bebenin Ninnisi":

"Doğdun, Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş Bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü... Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü... Bu, namustur Künyemize kazınmış, Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş. Sarıl bunlara Sarıl da büyü...". Ayrıca, Ahmet Arif'in anısına restore edilen ve Diyarbakır'da bulunan Ahmet Arif Edebiyat Müzesi de ziyaret edilebilir.

Benzer İçerikler